OSMANLI DÖNEMİ ÇATALAĞZI BELEDİYE TARİHİ

1. Belediyenin Kuruluş Tarihi

    Zonguldak’ta kömürün bulunması, bölgede hızla yeni yerleşim birimleri oluşmasına sebep olmuştur. Özellikle iç kısımlara doğru genişleyen şehir, Karadeniz ve doğrudan gelen insanların yerleştiği yer haline gelmiştir. Ereğli ,Kozlu, Karadon, Kilimli, Çatalağzı madenci ailelerin yerleşim yeri halinde idi.

    Zonguldak ve Çatalağzı’nı birleştirecek tümü 5 KM olarak hesaplanan demiryolu tünelleri Fransız Şirketi tarafından yapılmıştır. Çatalağzı Zonguldak hatlarının yapımı sırasında kilimliye bağlanan kısmını açma çalışmalarında işçiler tarafından kömür damarına rastlaması bu hattın çalışmalarını geciktirmiştir.


 


    Cumhuriyetin kurulmasından sonra ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ ün talimatıyla ilk olarak Filyos’a kadar tamamlanan Ankara hattı daha sonra Zonguldak Çatalağzı hattına bağlanmıştır.

   Demir yolunun gelmesiyle,kurumun  lojmanlarıda  başlanmış böylelikle Çatalağzı’nın ilk beton binaları kurulmuştur. Zamanın en modern binalarına,ülkenin dört bir tarafından gelen işçi ve memurlar yerleşecek ve burada nüfusun artmasının yanında sosyal hayatı da geliştirecektir. Karadon-Gelik bölgesinde çalışan işçiler ise köylerine gitmek için demiryolunu kullanmakta bu işçiler için grup treni adında özel tarifeler uygulanmaktaydı. Karadon Gelik ocaklarının yanında Metrukât bölgesine kömür yıkama fabrikasının kurulmasıda burayı bir işçi yatağı haline getirmiştir.

 


    Bütün bunların yanı sıra 1946 yılında Ortadoğu’nun en büyük elektrik termik santrali Çatalağzı’na yapılmayı uygun görülmüş ve ilk üç ünitesi 1948 yılında tamamlanarak faaliyete geçmiştir. O yıllarda daha ülkede bir çok kurumda elektrik tüketilmezken çatalağzı’nda muhtar manav gibi küçük ticarethanelerde bile elektriğin olması buranın ne kadar ileri yaşamaya başladığını göstermektedir.


 


   Termik santrallerin kurulmasıyla burada sosyal ihtiyaçlarda ortaya çıkmış ve 1950 yılında Işık spor klubü 1953 yılında Işıkveren Okulunda faaliyete geçirilmiştir. giderek gelişen Catalağzı'nda  Aydınlar mevkii   Kokurdana bağlı bir yerleşim olmasına rağmen,Hayrettin mevkiinde merkeze bağlı bir muhtarlık vardı.buranın ilk muhtarı Mehamet BAYRAM.dır.Daha sonra Hasan CORAK,Hüseyin GÜNEŞ,te peşi sıra muhtarlık yapanlardır.Bu isimlerle birlikte  Veli GÜZEL(Kürt Veli)de buraya belediye kurulmasında emeği gecen isimler arasında sayabiliriz.Belediye kurulması için Doğancılar Mahalesi ve deiğer yerleşim yerlerinde imza toplanmasıyla .. 1954 yılında devlet demir yollarının yemekhanesinde Belediye hizmeytleri faaliyetlerine başladı Belde bünyesinde Cumayanı, doğancılar,  Gelik kırımsa yaka Kuzyaka Ayiçi kokurdan gibi çevredeki yerleşim bölgelerinde kendisine bağlayarak geniş bir sınıra sahip oldu.

   Çaatalağzı Belediyesinin ilk belediye başkanı daha önce Ereğli Belediye başkanlığı yapan İhsan Linkoğlu idi. Linkoğlu’nun deneyimleri ile kısa sürede personeli toplayarak Fenişleri, Muhasebe, Zabıta gibi birimleri faaliyete geçirdi. 27 Mayıs 1960 ihtilaline kadar Çatalağzı’ nda bu görevi sürdürmüştür.

   27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra askeri dönem sürecinde Kilimli’ den bir yüzbaşı jandarma komutanı Hasan Başçavuş İlkokul başöğretmeni Kırşehirli Refik Altınok, Altınok eczane sahibi Halil Altınok bu dönemin başkanlarındandır.

   1963 yılında ülke tekrar demokrasiye geçmiş ve yapılan seçimlerde Çatalağzı’nın Meclis kararı ile belediye başkanı Necati Yirmibeşoğlu Olmuştur. Onun zamanında Gazi Osman Paşa İlkokulu açılarak beldede okul sayısını 3’ e çıkarmıştır. Eski sinema salonunun (şimdiki düğün salonu) yapımı sağlayan,Ana caddenin DevletDemirYolarının Lojmanlarından alınması,Elerektirik şebekesi,Doğancılar Yolu,Kuzyaka yolunu yapan Yirmibeşoğlu dur. İki dönem bu görevde kalmıştır. 1974 yılında yeniden yapılan seçimlerde bu sefer sandıktan yıllarca esnaflık yapan bir isim Hasan Öztürk çıkacaktır. Öztürk zamanında Çatalağzın’ da bir çok köy yolu beldeye bağlanmış Kırımsa, Ömerağzı sırtlarına ve Yakaya yol çıkmıştır.Türkiye’ nin bütün belediyelerinde olduğu gibi burada da askeri yönetim atandı. Bu dönemde Ali Uzun ve Mehmet Sunal belediye başkanlıklarında bulunmuştur. 1984 seçimlerinde tekrar demokrasiye geçilmiştir. Ali Cesur Çatalağzı’nda seçimle gelen 3. Başkandır. Bu dönem Atatürk Caddesi üzerinde inşaa edilen dükkanlar ve yol çalışmalarıyla geçti 1980’ li yıllar çevre belediyelerin gelişimini yaşadı.


     2.  Belediye Başkanları
 

İHSAN LİNKOĞLU (1955-1960)

İLK BELEDİYE BAŞKANI

 

NECETİ YİRMİBEŞOĞLU (1963-1974)

 

HASAN ÖZTÜRK (1974-1980)

 

ALİ CESUR  (1984-1989)

 

OKAN SURAT (1989-1997)

 

CENGİZ KINAY (1999-2004)

 

     Özellikle Kilimli 1970’ li yıllarda nüfusunun Çatalağzı’yla hemen hemen eşit olmasına karşı bu yıllarda ikiye katladı. Özellikle şuandaki gelişiminde en büyük payı daha o zamanlarda konuta yönelmesi oldu. Çatalağzı’nda da bu dönemde toplu konut için girişimler oldu.

     Çağ konut adı altındaki oluşum başarılı olamayarak geleceğe yatırım yapanların birikimlerini Kilimli Alaplı Ereğli vs. gibi konutlaşan yerlere gitti. Ve göç dalgalarından nasibini alan Çatalağzı gelişimini bir türlü sağlayamadı. 1989 yılında yapılan seçimlerden Okan Surat Çatalağzı’nın yeni Belediye Başkanı oldu. 1994 seçimlerine kadar bir çok yol çalışmalarında bulunan Surat lise ve toplu konut yapımında girişimlerde bulundu. Temeli Gazi Osman Paşa ilkokulundaki başarılarına dayanan ÇAFDER’ de 1990 yılında Surat’ ın desteğiyle kuruldu. Dernek halkoyunlarında ve tiyatroda faaliyet göstermiş belediyeyle işbirliği yaparak barış ve dostluk şenliği düzenlenmiştir. Bu yıllarda ömrünü tamamlayan Çatalağzı Termik Santrali yerine yeni bir Termik Santralinde devreye girmiştir. Bu yıllarda Çatalağzı’nın en büyük yarar sağladığı gölet projesi santralle anlaşma yapılarak belediyeye ekonomik gelir sağlamıştır. 1994 yılında tekrar seçilerek görevini sürdüren Surat 1997 yılında geçirdiği kalp krizi sonucunda vefat etti. 1990’ lı yıllarda Çatalağzı bir liseye kavuşmuş ve başlanan konutların inşaatı sürmüştür. Yalnız özellikle 1994 yılından sonra yaşanan gösterge Çatalağzı nüfusunun 13 binlerden yukarı çıkmasını engellemiştir. Bir önceki nüfus sayımı sonucu 13 binken bir sonraki nüfus sayımı 10 binin altına düşmüştür. Bu dönemde Muslu, Ayiçi belediye yapısını aldı Kokurdan köyü belediye ye bağlandı.

     Okan Surat’ın ölümüyle başlayan süreçte başkanlığa Yükselen Bayram atandı. 1999 yılında yapılan seçimlerde şuan hala belediye başkanı görevinde bulunan Cengiz Kınay yapmaktadır. Yaklaşık 2 yıldır belediye başkanlığını sürdüren Cengiz Kınay belediyenin iç yapısını çevre düzenlemeleri park ve bahçelerin yanısıra çocukların bayramı olan 23 Nisan etkinlikler ininde belde okullarında çocuk şenliğini beldemize kazandırmıştır. Şuan ki oluşumumuzda tam desteğini veren belediye başkanımız siyasi parti gözetmeden aynı görüş altında toplanabilmenin ortak paydalarda buluşabileceğini de vurgulayarak bize demokrat yanını da gösterdi. Çatalağzı’nda göreve gelen bütün belediye başkanları ebetteki Çatalağzı’nın gelişimi ve başarısı için gelmiştir. Yalnız 1970’li yıllara kadar süren Çatalağzı’ndaki sosyal ve kültürel dinamizmin kaybolduğundan belediye yalnız kalmıştır. Bir türlü kendi dinamizmini yakalayamayan belde giderek daha kendi halinde yaşamaya başladı. Zamanla duyarsız ve tepkisiz hale dönüşen belde halkı 46 yıllık bir bankanın da elinden gitmesine sesini çıkaramadı.

      

3. ZONGULDAK TARİHİ

     Zonguldak ve çevresi MÖ. ve MS. çeşitli kavimlerin yerleşmesine tanık olmuştur. İlk yerleşimin ne zaman olduğunu tespit etmek mümkün değildir. Ancak halk arasındaki söylemler ve burada bulunan bulgular ve varsayımlar kulaktan kulağa geçen hikayeler de var

 Dionysos Heykeli

 

Kimilerine göre Cenevizlilerin kimilerine göre yunan kolonilerin bu yörelerde yerleştikleri söylenilenlerdendir.

   Özellikle yaşlı insanların anlattıkları hikayelere göre Cenevizlilerin bu civarlara yerleştiği sanılmaktadır. Filyos kalesinin Cenevizli' lere ait olması ve Filyos sırtlarından Zonguldak tarafının tam bir net şekilde görülmeyişi kilimli tepesini üs olarak kullanmaya itmiştir. Bu da bazı Cenevizlilerin buralarda ikamet ettiğini bize göstermektedir. Yakanın en eski yerleşim yeri olması bu savımızı doğrular niteliktedir. Kilimli tepesi sırtlarının Çatalağzı tarafına bakan  bölümünün adı türbe tepedir. Buranın Türbe Tepe denmesinin nedeni de daha önce mezarların oluşumundandır. Bu da bizim bu savımıza paraleldir. Halk arasında söylenen deyimlere baktığımızda da bu oldukça açıktır. Özellikle yaşlı insanlarımızın kullandığı "Ceneviz İnadı", "Ceneviz Aklı" gibi deyimlerde bir örnektir.

 

    İran Kraliçesi Amatris' inde Filyos kalesini kullandığı Bartın Amasra çevresinde güç oluşturup yunan kolonileriyle yaptığı savaşta yine bu tepeleri de kullandığı da başka bir savdır. Lakin bütün bunların yanı sıra halkımızın şu anki yaşayışına baktığımızda Türk kökenli olduğu gelenekleri aile yapısı olarak ta kendini göstermektedir. Yöremizdeki köklü insanlara Kıvırcık denmesinin de erkeklerin giydikleri yöresel kıyafetlerin arka kısmının  kıvırcık koyununun kuyruklarına benzemesi yada kıvırcık koyunlarını beslemelerinden dolayı padişah tarafından takılan isim olduğu araştırdığımız kaynaklarda vardır.

4. ÇATALAĞZI İSMİ

    Çatalağzı’nın ismini nereden aldığı hakkında herhangi bir efsane yoktur. Yalnız bazı görüşlere göre coğrafi yapı itibaren topografyasında payıyla dağların çatal gibi duruşu ve bu çatalın tam eteklerinde olmasından Çatalağızı isminin geldiği söylenmektedir.

   Zonguldak’ ın bir zamanlara ait isimleri Sandaraca Zıngıldak Zongalık ; Ereğli’nin Heraclea; Kilimli’nin Crenides ; Hisarönü’ nün Tıeum ; Amasra’ nın Amatris; Bartın’ın Parthenis Çatalağzı’nın eski adlarından biride Psylla’ dır.

5. ZONGULDAK ADININ KAYNAĞI

    Zonguldak adının kaynağına ilişkin üç görüş bulunmaktadır.

-    Birinci görüş,kent merkezinin Üzülmez deresi'nin ağız kısmında yer alması  ve derenin ilkçağda "Sandra" adıyla anılması,burada kurulan yerleşmenin de "Sandaraca" adını taşıması,zamanla bu adın Zonguldak'a dönüştüğünü savlamaktadır.


-    İkinci görüşe göre,yörenin sazlık ve bataklıklarla kaplı olması ve bunun yörede "Zongalık" olarak adlandırılmasına bağlı olarak,sözcüğün zamanla
değişerek bügünkü halini aldığı şeklindedir.

-    Son görüşe göre ise kent adını,ocakları ilk işleten Fransız ve Belçika şirketlerinin kentin hemen yanındaki Göldağı mevkiini nirengi noktası almaları
sonucu,Göldağı kesimi ya da bölgesi anlamına gelen "Zone Ghuel Dagh"ın Türkçe okunuşundan almıştır

6. KÖMÜRÜN BULUNUŞU

 

   Resmi tarihe göre; Türkiye de taşkömürü  ilk kez 1829 yılının 8 kasım günü Kdz.Ereğli’ ini Köseağzı mevkiinde bulunmuştur. Kömürü  bulan, Kestaneci köyünden Uzun  Mehmet isminde bir yoksul köylüdür. (Zonguldak Halkevi Araştırma Kurulu)Diğer bir görüş ise, Zonguldak’ ta ilk defa 1822 yılında bulunduğunuz, padişahın bu konuyu önemsediğini buna rağmen kömürü bulana da o zamanki değerlere göre büyük miktarda armağanlar verildiğidir. Köyüne dönen Mehmet’in Hacı İsmail tarafından öldürüldüğü, kömürün ise 1848’ de üretilmeye başladığı şeklindedir. Resmi tarihe göre 1848’ de başlayan kömür işletmeciliği 1.Abdulmecit’in kömür havzasını bir fermanla kendi himayesine yani, Hazine-i Hassa’ ya dahil etmesiyle başlamıştır. Padişah buharlı gemilere dönüşmekte olan donanmanın yakıt ihtiyacını karşılamak ve saraya temin etmek için havzayı yıllığı 30 bin kuruşa Galata Sarraflarına ait bir şirkete kiraya verir. Gerekli ve deneyimli işgücü sıkıntısı çeken sarraflar, ilkel yöntemlerle kömür istihsaline başlarlar. Genellikle de satıhla olan kömürleri hafriyatla veya taş ocağı şeklinde işletmeye almaktadırlar                    Ortalama olarak yılda 40-50 bin ton kömür üreterek istihsale devam ettiler. Yeteri kadar olmasa da bu kumpanyalar Karadağ, Hırvatistan, Arnavutluk gibi ülkelerden deneyimli işgücü ve usta temin etme yoluna gittiyse de 1849 yılında Hazine-i Hassa idaresi havzayı bu kumpanyadan yeri alarak Halil Ağa’ yı Ereğli havzasına maden müdürü olarak atandı.

   Bu dönemde İngiltere’den sözleşme ile 1851 yılında Con ve John Berkeley isimli iki mühendis kardeş ve dokuz maden başçavuşu havzaya teknik eleman olarak gelmiştir. 1853-1836 yılları arasında süren kırım savaşı boyunca havzanın idaresi İngilizlere bırakılmıştır. Bunun nedeni İngiliz Fransız ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Ruslara başlatmış olduğu savaşta Karadeniz’deki bileşik donanmanın kömür ihtiyacını sağlamaktır. Harbin bitmesiyle İngiliz teknik elemanlar geriye gitmişlerdir. İdaresi pek uzun ömürlü olmamıştır. 1879-80 yıllarında büyük bir borç altına giren Osmanlı Hükümeti Devleti borçlardan ve bu yolla kendisine bağlama yarışında önde koşan iki ülke İngiltere ile Fransa sermayesine muhtaç kalmıştır. Fransız sermayesinde kurulan şirketler liman yapımını üstlenmiştir.

 

   Bahriye idaresi 1867 yılından itibaren Dilaver paşa nizamnamesi’indeki esaslar doğrultusunda havzada ekonomik bakımdan çok önemli olmamakla beraber bazı yenilikler getirir.

 

   Ne var ki Bahriye

   Havzada Birinci Dünya savaşı başladıktan sonra Alman nüfus ve etkisi ağırlıklı olmuştur. Bu sıralarda havzaya Harb Kömür merkezi adı altında askeri komisyon yerleştirilmiştir. Bu devrede Alman sermayesiyle Kozlu-Zonguldak arasında bir havai hat inşa edilmiş ocaklarda üretilen kömür Zonguldak limanına kolaylıkla ve süratle nakledilmesi sağlanmıştır. tuluş mücadelesinin batı karadenizde de silahlı güce kavuşturulması Mustafa Kemal emriyle oldu. Ali Fuat Paşa Yüzbaşı Cevat Rıfat’ ı bu iş için görevlendirilmesiyle somut bir zemine oturmuştur. Yüzbaşı Cevat Rıfat Kastamonudaki piyade taburlarından bir kısım eri almış bunlara cezaevlerinden aldığı eratı da eklemiştir. Yörelerdeki ilk kuvayı milliye teşkilatı bu şekilde meydana gelmiştir.

 

   1919 yılının 8 martındaki Fransız işgalinden önce Zonguldak ‘ ta asayiş diye birşey kalmamıştır. Asayişi bir avuç jandarma ile mevcudu 37 subay ve 150 ere düşmüş ve sadece 46 binek hayvanına sahip bir alay sağlamaya çalışıyordu. Eşkiyalar dağları tutmuş kömür işçilerinin yollarını kesip soyuyordu. Halk kitleleri çaresizdi. Zonguldak’ta tam olarak bir keşmekeş hüküm sürüyordu.

 

   Milii Kur

   Bu kuvvete giderek ipsiz recep ve devrekli muharrem çeteleri ile Bedri Emin Binbaşı Ethem Bahriye Binbaşı Murat ve Sabri beyler ile sürmeneli Rıfat kaptanın komutasındaki bu kuvvetler de katılmıştır. Kısmen düzenli sayılabilecek bu kuvvetlerin toplamı 2500 civarındaydı.

 

1932 ZONGULDAK

    Ereğli’ deki Fransız işgali müdafa-i Hukuk Cemiyetinin önderliğinde milis kuvvetlerin direnmesi üzerine on gün sürebilmiştir. Fransızlar 1 yıl sonra Zonguldak’ taki fiili işgali 21 Haziran kaldımak zorunda kalmıştır.

   1921 tarihindeki “Havza-i Fahmiye Amele kanunu ile somutlaşan Zonguldak havzasına ilişkin reformist girişimler 1924 yılında Zonguldak’ ta yüksek maden ve sanayi mühendis mektebi 1930 yılında da yine Zonguldak’ta maden meslek mektebi “adı altında bir teknik okul kurulmuştur.

 

   Mustafa Kemal Atatürk

’ün yabancı sermayenin Zonguldak havzasındaki tekele son vermek için ilk ciddi girişimi1936 yılında olmuştur ve havzanın devletleştirilmesi 1944 yılında gerçekleşmiştir.